TARİHÇE-YAŞAYIŞ-GELİŞİM ve DAĞILIMI

2002 YILINDA BAŞLADIĞIM ARAŞTIRMALARIM.. (Şakir ORAL)
Yaptığım kütüphane araştırmalarında, köyümüzün kuruluşu ve tarihi hakkında bir bilgi bulamadım. Büyüklerimizden aldığım bilgilere göre;
Şimdiki KUYU OLUĞU dediğimiz yer, büyük ağaçlar, ağaç haline gelmiş çalılarla kaplı, gökyüzünün birde yerin göründüğü ormanlık alanmış.
Aralıklarla sürüsünü otlatmaya gelen çobanın en güçlü bir tekesi sürüden ayrılarak tek başına kaçar sulanır ve sakalları ıslak olarak sürüsüne dönermiş.
Bir gün çoban tekesini takip etmiş ve sulandığı su kaynağını ve onun başında bir ceviz ağacı olduğunu görmüş. Daha sonra çoban bu ceviz ağacının dibine çadırını kurarak yerleşmiş. Halk dilinde cevize “KOZ” da denildiği için bu yerleşim yeri “KOZAĞAÇ” adını almıştır.
Köyümüz BURDUR iline 100 km. bağlı olduğu Çavdır İlçesine 10 km olup son sayıma göre nüfusu 1785 dir. (Nüfus sayımı sırasında köylülerimizin çalışmak amacıyla kozağaç dışında bulunması nedeni ile nüfus sayısı olması gerekenden az çıkmış olup aslında 3000′ in üzerinde olduğu söylenmektedir.)
İlk belediye başkanı Mehmet ÇELİK olup sırasıyla Nuri GÖKER, Kazım ÖZDEMİR, Hüsnü ÖZYURT, Mehmet ÖZDEMİR, Nuri GÖKER, Mehmet ŞENTAŞ, Hasan ERDEN belediye başkanlığı yapmıştır. 
Şu anki belediye başkanı ise Ramazan MIHLADIZ’ dır.

Köyümüzün geçimi, çiftçilik hayvancılık ve daha önemlisi ticarete “yabana gitme” dediğimiz GURBETÇİLİĞE dayanmaktadır.
Zamanımızda ülkemizde yozlaşmakta olan geleneklerimiz ve dolayısı ile şahsen azalmasından korktuğum dayanışmanın, en kötüsünün iyisini yinede köylülerimiz devam ettirmektedir.
Yine geçimimiz Söke’de pamuk toplama, Finike, Kumluca yöresinde portakal döşeme; Beş Kaza dediğimiz Fethiye yöresindeki ticaret işleriyle olur derken bu işler:
Henüz genç ve sermayesi de az olan ilk ticarete başlayanlarımız, afedersiniz (Bir eşek yüküyle) Beş Kazadan portakal, mandalin, nar, mersin, gibi sahil ürünleri getirir yayla köylerinde satarlar.
Ticaretin ikinci basamağında (Yine eşek yükü ile) dericilik ve bakır kapçılık satışları yer alır.
Üçüncü ve ticarette büyümelerin başladığı sayılan sürü ile küçükbaş (Koyun-Keçi) ve büyükbaşların (Sığır) pazarlara getirilmesi, akabinde Burdur Merkezinde besicilik ve İzmir, İstanbul pazarlarına kamyonlarla (Mal yükleme-Bıçağa verme dediğimiz) hayvan götürme, ticaretin zirvesi sayılırdı.
Bu başarılı çalışmaların sonucu Ticaretçilerimiz linkinden açılan sayfalarda resimlerle göreceğiniz Fabrikalaşmaya ve Kamu çalışanları linkinden açılan sayfalarda göreceğiniz mecburen okuyarak devlet kadrolarında yüksek mevkilerde yer almaya dönüşmüştür.
Sizlerinde aynı hissi taşıdığını bildiğim gibi bende köylülerimizin bu çalışmalarından gurur duyuyorum. Bu başarılar çok çalışma ve en önemlisi dayanışmanın ürünüdür. Ülkemizin diğer köylerine de bu dayanışmanın örnek olmasını ve topyekün milletimizin kalkınmasını diliyoruz.
Yukarıda anlatıldığı gibi köylülerimiz geçim derdi ile ülkemizin çoğu yerine dağılmış Burdur merkez, Tefenni Höyük, Gölhisar, Yamadı, Ulupınar, Hisarardı, Kocatarla, Çavdır, Antalya merkez, Finike, Kumluca, Elmalı, Hasköy, Altınova, Kınık, Fethiye, Denizli, Aydın, Söke, Bursa, İstanbul, Ankara gibi yerleşim yerlerinde hatırı sayılacak kadar nüfusla yerleşmişlerdir.
Bazen latife olsun diye arkadaşlarıma “Kozağaç’lının” topalına ayda rastlamışlar derim::)))
LİTERATÜRDEN….
Kozağaç, adının kökeni hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bu rivayetlerden birisinde köyün güney eteğindeki dere çevresine yerleşen Yörüklerin, etrafta bulunan çok sayıdaki ceviz ağacına (koz ağaçlarına) bakarak Kozağacı adını verdikleri anlatılır. 16. Asırda Bolu Yörükleri arasında 19 haneli Kocamacı Örüğü adını taşıyan bir Yörük cemaatinin varlığından haberdarız. Başka bir rivayet ise çevreye göç eden Sarılar adlı bir Yörük bölüğünün üçe ayrılıp Anbarcık, Kozağacı ve Kızıllar köylerini kurmuş olduklarından bahseder. Nitekim Anbarcık Köyünün ilk yerleşim yeri olan (burası aynı zamanda köyün ilk yerleşim yeridir.) caminin hemen yanındaki çeşme (Sarılar Maaşı-pınarı) adını taşımaktadır. Ayrıca bu üç köyde de Sarılar sülalelerinin mevcudiyeti (ki Anbarcık’taki sülalenin adının değiştiği sanılıyor. Bunun yanında aynı köyde Sac veya Sarıca adını taşıyan yer adlarının çokluğu. Örneğin Sarıca Taşı. Sarıca Alanı gibi) Bize 2.Rivayetin bazı hakikatleri gizlediği izlenimi veriyor. Osmanlı Tapu Tahrir defterlerinde Sarılar Yörüklerinden bir cemaatin 15. Ve 16. Asırlarda Teke yarımadasında da konargöçer olarak yaşadıklarını gösterilmektedir.
Kozağaç arazisindeki antik çağdan kalma kaya resimleri geçmiş hakkında bazı ipuçları vermektedir. Bölgenin ilk çağlarda Libya ile Frigoya arasında sınır oluşu; bu tarihi kalıntıların her iki kültürün izini taşıması sonucunu doğurmuştur. Diğer yandan yöre Eski Anadolu tarihi coğrafyasının Frigoya bölümüne girer. Cibrya merkezli dört şehir devletinin oluşturduğu idari yapının hâkimiyeti altında uzun yıllar kalmıştır. Antik çağda Kabaiis adıyla anılan bu coğrafya genelde Frigya’ya dâhil olmuştur.


Türklerce alınması, Selçuklu’ların Bardını 1204 yılına fethinden sonradır. 1205-1206 yıllarında Gölhisar’ı alan Türkler, Anbarcık Köyü ve Kozağacı üzerinden Fethiye’ye doğru harekete devam etmişler ancak Bizansın Akratai adlı sınır kuvvetlerince durdurulmuşlardır. Dirmil, Kozağacı ve Anbarcık yakınlarında kurulan ileri karayollarla düşmanın sürekli taciz edildiği eskiden beri nakledilir. Eski Gölhisar Köylerinin birçoğunda, Horasan Gazilerinin adını taşıyan zaviyeler ve tekkeler mevcuttur. Bunun varlıklarını 17. asra kadar hatta 20. asır başlarına kadar sürdürmüşlerdir. Fethi geciken yerlere çok sayıda Derviş Gazisinin gelip bil fiil fethe katılmaları tarihi hakikatlerimizdendir. Bazı Dervişler kurdukları zaviyelerle ve bu zaviyelerin etrafında topladıkları Oğuz boyları ile Anadolu’nun Türk vatanı haline gelmesinde büyük roller oynamışlardır. Kozağaç’ta medfun bulunan ve boylarının adını taşıyan köyler bir sıra halinde dizilir.
Avşar, Yazır, Çavdır, Büğdüz, Kayı, Rayıcık, Bayındır, Yuva, Yüreğir, Dodurga, Eymür, Bayat Çepni, Kargın gibi. Boy adını taşıyan yerleşim yerleri: Acıpayam Ovasından Söğüt Gölüne kadar olan geniş bir alana dağılmıştır ve bu köylerin dizilişleri ilk bakışta düşman saldırısına karşı koymak için bir seri oluşturmak istedikleri duygusu uyandırmaktadır.
Yerleşmelerin bir plan dâhilinde yapıldığı bellidir. 13. Asır da Bizans kuvvetleri ile olan mücadele çok şiddetli geçmiştir. Bölgede yapılan savaşlarda Türklerin çok sayıda şehit verdiği aşikârdır. Dikkatli gözler onların mezarlarını dağlarda, yaylalarda görebilir. Çoğu eren ya da yatır olarak günümüz de de varlıklarını sürdürmektedirler. Anbarcık Köyü yaylası Kızıllar Köyü yaylası arasında bulunan Baba Önü Mezarlığı bu tip bir yerdir. Mezarlığa ön fetih yıllarında şehit düşen veya düşmanla yapılan savaşlar da büyük yaralıklar gösteren Gazi bir eren ve onun yoldaşları korunmuş daha sonraları da yaylada ölenlerin buraya gömüldükleri anlaşılıyor. Öyle ki mezarlıkta Hicri1295 (Miladi1878) yılı ve sonrasına ait kitabeli birçok kaç mezar görülmektedir. Bilindiği üzere Baba sözcüğü genellikle Horasan Erenlerine verilen bir sıfattır.
Anadolu’da yer adları dikkatle incelendiğinde, Türk iskânıyla bağlantılı harita görülebilir. Batı Anadolu’ya büyük nüfuslu Türkmen boylarının bir yere yerleşmelerine asıl izin verilmemiştir. Hatta birbirine yakın yerlere bile yerleştirilmemiştir. Boylar ya da işaretler, 5-6 hanelik veya en fazla 20-25 hanelik bölüklere ayrılarak uzak yerlere iskân edilmişlerdir. Çünkü Osmanlı Devleti, Türk boylarının devlet otoritesini pek sevmediğin isyan olaylarının sıkça olduğunu, devletin yıprattığını hatta birçok Türk Devletinin bu yüzden yıkıldığını tarihi süreçten görerek, dersini almış ve bu uygulamayı titizlikle devam ettirmiştir. Tarihi Gölhisar bölgesi de aynı serüveni yaşamıştır. Havzaya iki türlü Türk yerleşimi görülür.
A-Oğuz Türkmen Yerleşimi
B-Yörük yerleşimi
A-Oğuz Yerleşimi:
1071 Malazgirt’le birlikte Anadolu’ya göç eden Oğuz boyları Doğu Anadolu ve iç Anadolu’ya dağılmışlardı. Uç adı verilen Bizans’a komşu yerler ki buralar Batı Anadolu idi. Genellikle savaş bölgesi olduğu için uzun zaman tam bir yerleşim olmadı. 1100-1200 yılları arasında Eskişehir ile Gölhisar’a kadar olan hat Bizans’la Türkler arasında sık sık el değiştirmiştir. Türkmenler zaman zaman Bizans toprağına giriyor bazen de Afyon ile Uluborlu gerisine çekiliyorlardı. Miladi 1048’de yapılan 2 haçlı seferi Denizli Acıpayam Gölhisar, Çavdır, Söğüt Korkuteli yolunu izleyerek Antalya ya ulaşmıştı. Bu sefer sırada Haçlılar, Türkler tarafından Honaz dağı eteklerin de korkunç bir yenilgiye uğratılarak tamamına yakını imha edilmişti. Kurtulabilenlerin ise Karaağaç(Acıpayam)ovasından geçerek yakarda bahsettiğimiz güzergâhta Akdeniz sahillerine zar zor ulaşabilmişlerdi. Yolculukları sırasında alaylı söz ve hareketlerle takip etmişlerdi. Haçlı kaynaklarını yol üzerinde bulunan herhangi bir Türk yerleşiminden bahsetmeyişi, Uluborlu’ nun batısının Türkmenlerce terk edildiği anlamına gelmektedir. Haçlılar, Antalya ya varıncaya kadar iki büyük nehirden geçtiklerini anlatmaktadırlar. Bu nehirlerden bilirinin Gölhisar ovasından akan Dalaman Çayının ana kolu olmalıdır. Haçlı Seferinden sonra yaklaşık bir elli yıl kadar daha Bizans Selçuklu mücadelesi bölgede devam etti. Burdur dâhil olmak üzere Yeşilova, Tefenni, Gölhisar çevresindeki topraklar, kâh Bizans’a kâh Türkmenlerin eline geçti. Bir taraftan Dinar üzerinden sandıklıya doğru diğer yandan Salda gölü ile Gölhisar Gölüne doğru hareketi genişletti. Konya’dan Sultan tarafından gönderilen Osman Bey ve Hüsameddin Bey adlarında iki komutan Burdur gölü mansabından batıya hareketle Alexe karşı durdular. Hüsameddin Bey Dinara doğru ilerledi. Osman Bey ise Yeşilova Harmanlı Köyü yakınlarında Navlu boğazından düşmana saldırarak büyük bir zafer kazandı. Genç Ali Bey, Kara Atlı, Gökçe ve Salta adlı yiğitler büyük yaralıklar gösterdiler ve onların hatıralarına binaen veya o çevrelerin bu yiğitlere dirlik veya ikta gibi payeler olarak verilmesi nedeniyle buralarda kurulan köylere Genç Ali, Kara atlı, Salda, Gökçe isimleri verildi. Düşmana iyi bir satır atılması dolayısıyla da Yeşil ova merkezi olarak kurulan yerin adı Satırlar olarak kaldı. Osman Beyin (Yatağan Baba ),yardımcılarından Seyit Gazi ‘yi Gölhisar üzerine: Burdur’un Türkler tarafından 1204 yılından fethinden sonradır. Yatağan Baba, Serinhisar (Kızılhisar) Yatağan beldesi merkezine isim babalığı yapmıştır. Bu savaşlarda yer alan ve Selçuklu Ailesinden olan Abdi Beğ Sultan, Karaağaç ovası Türkmenleri başında kalmış ve burada vefat etmiştir5.Yatağan Baba bir rivayete göre Hacı Bek taş’ın bir rivayete göre Abdal Musa’nın Piridir. Gölhisar havzası köylerinde çok sayıda Horasan erenine ait tekke ve zaviyenin bulunuşu girişte de anlatıldığı üzere bu olaylarla bağlantılıdır. Nitekim –Yamadı Köyüne ismini veren Yaman Ali Dede, Yatağan Baba’nın etrafındandı6.Havzaya gelen Türkmenlerin çoğunun Hacı Bektaşi Ocağına bağlı oldukları biliniyor. Bu bağlılık 16. Yüzyıl başlarında Teke ve Hamit sancağında patlak veren Alevi Türkmen isyanı sayılan Şah Kulu olayında açıkça ortaya çıkmıştır7.İşte yukarda hülasa ettiğimiz olaylar sonun da Oğuz boyları bölgeye akın etmişler, Karaağaç Ovası ve Gölhisar ovası onlarla dolup taşmaya başlamıştır. Kışları dağ yamaçlarındaki kuytulara iniyorlar, yazları ise yaylalara çıkıyorlardı. Zamanla ova kenarlarına yerleşmeye (ama yinede yaylacılığı bırakmadan yarı göçer ki bu hayat tarzı 1970’li yıllara kadar birçok yerde devam etmiştir)köyler kurumaya başladılar. Avşar, Bayat, Yazır, Yuva, Yüreğir, Dodurga, Çavdır, Bayındır, Kayı, Eymür, Salur, Kızık, Kargın, Çepni boyları adlarını kurdukları yerleşim yerlerine isim olarak bıraktılar. 1250lili yıllara kadar bu hareketlilik devam etti.
Oğuz boylarının kurduğu köylerin birçoğu günümüzde eski isimlerini muhafaza ederken bazılarının adları değişmiştir. İsimleri değişenlere veya zamanla dağılanlara, Gölhisar civarında ki: Kızık, Bayat, Eymür köyleri örnektir. Bölgede ilk Oğuz Türkmen yerleşmesi bu surette oldu. Yakın tarihlere kadar, Gölhisar çukurun da oğuz boylarının adını taşıyan köylerin; Dirmil Yaylası ile Anbarcık Yaylası arasında yaylakları vardı. Koz ağacı Yaylasına komşu çavdır, Bayındır, Kayıcık yaylaları ve Yazır Alanı yakın mazide biliniyordu. Ancak Kayıcık Pınarı, Çavdır Pınarı, Bayındır yaylası, Yazır Alanı isim olarak hala yaşamaktadır.
Kayıcık (Çavdır’ın Kayacık Köyü.)Nedendir bilinmez adı Kayacık olarak değişmiştir)aslında büyük bir Kayı topluluğunun yaşadığı bölgeydi. Menteşe’nin (Muğla çevresi)fethine Denizli ve bu çevreden Kayıkların aktif olarak katıldığı tarihçilerce Bildirilmektedir. Kayı’nın azaları nüfus sebebiyle Kayıcık adını aldığı meydandadır. Ayrıca 15.yüzyıl sonlarıyla 16.yüzyıl sonlarına kadar bölge de başka bir kayı daha vardı ki; bu gün bu köy kaybolmuştur. Yine Yıva (yuva) Türkmenleri Gölhisar havalisine uzun bir süre hükmettiler. Yuva ve Yuvalak köyleri onların bakiyeleridir.
Eski hatıraları yer isimlerinden de takip edebiliriz. Dirmil ile Kozağaç yaylaları arasında, Er Beleni isimli bir yer vardır. Fethiye ‘ye doğru fethe devam eden Oğuz boyu yiğitleri den Er kişilerin savaş üssü, ileri karakol olarak kullandıkları yerin burasının olduğunu düşünmemiz için hiçbir sebep yoktur. Ayrıca yine yakınındaki Bey alanı, geniş bir yayladır. Oğuz Türkmen Beyleri buralarda yaylardı. Büyük alan köyünün adı aslında Ağa Alanıdır. İsim zamanla Alan haline dönüşmüştür. Hem Ağa alanı hem de Bey Alanı tarihin izlerini taşır. Bugün birçok kişinin yerini bile bilmediği ve 1750 ‘den sonra dağılmaya başlayıp 1850 ‘de artık kimsenin yaşamadığı asıl Gölhisar (şehir) halkının yaylağı olan ve Koz ağacı kasabasının arazisi içinde bulunan Şehir yurdu adıyla maruf yerde o yılların bir yadigârıdır. H atta Kozağaç Yaylasından eski Gülhisara giden içme suyu künkleri yakın tarihte bulunmuştur. 1530 yıllarına ait bir Defterde eski Gölhisar’ın yaylağı olan Kızıl Bel Yaylası zamanımızda Kızıllar Köyüne aittir.
B- Yörük Yerleşmesi: 1243 den sonra başlayan Moğol İstilası, Anadolu’yu karma karışık hale getirdi. Moğolların önünden sayısız Türk, Türkistan ve Horasandan Anadolu’ya göç etti. Bilhassa Harzemşahlar Devleti sahası içinde olanlar Celalleddin Harzemşah’la birlikte Anadolu’ya gelmeye başladılar. Anadolu Selçuklu Devleti onları, Uç Vilayeti denilen Eskişehir, Kütahya, Denizli ve Göller bölgesine (Burdur ve Isparta’ya) naklederek hem Bizans’la olan mücadelede onlardan yararlandı, hemde vergi toplayabileceği taze bir unsur buldu. Bu büyük Yörük kütleleri, aynı zaman da Moğollara en büyük direnci gösteren Batı Anadolu Türklüğüne büyük bir güç kattı. Uç Vilayetin de ki Türkmenlerin Moğollarla olan mücadeleri daha şiddetli oldu. Sayısız kere yaptıkları isyanlar Selçuklu ve Moğol güçlerince kanlı bir şekilde bastırıldı. 1265’ten hemen sonra Yörüklerden olan kalabalık bir Horzum aşireti grubunun Gölhisar dolaylarına intikal ettiği topoğrafik ve dil kalıntılarından anlaşılıyor. Nitekim 1953 yılında yeniden ihya edilen Gölhisar’ın kurucu mahallelerinden biri olan Horzum Köyünü onlar kurmuşlardır. Buradan Menteşe’ye (Muğla) de geçen Horzum’lular 17. yüzyıl ve daha sonraları o bölgenin önemli Yörük cemaatlerinden biriydi. Horzum’luların, Gölhisar yöresinin iskanında mühim roller oynadıkları aşikardır. İlerde yapılacak daha etraflı bilimsel alan çalışmaları gerek dil ve gerek topografik ve gerek se etno müzik çalışmaları bize bu gerçeği ispatlayacaktır.
Gelelim 13. Asır sonlarında, Denizli civarında Mehmet Bey’in reisliğindeki isyanlara en büyük desteklerden biri de Burdur, Gölhisar, Yeşilova, Uluborlu Türkmenlerinden geldi. Bölgeye Yörüklerin yerleşmeleri de aynı tarihlere rastlar. Yurt olarak daha ziyade dağ yamaçlarını seçmişlerdir. Nitekim Kozağacı, Anbarcık, Dengere, Çukurca, Karaköy, Dirmil ve çevre köyleri ile daha sonra bir sebeple ortadan kalkan köyler de böyle oluştu. Adı geçen yerleşim sahalarının hepsinin ilk kuruluşlarıyla alakalı sözlü geleneklerinde oralar ilk gelip yerleşenlerin Yörükler olduğundan bahsedilir. Moğol istilası sonrası bölgeye göç eden ve 17. Yüzyıla kadar Burdur ile Gölhisar arasında Konar Göçer hayatlarını sürdüren Türkemiş Yörükleri ve birçok köyün kurulmasında faal rol oynamışlardır.
Kozağaç’la ilgili yazılı kaynakladaki en eski bilgi, Osmanlı Devletinin Fatih Sultan Mehmet dönemine ait Tapu Tahriri 30 Nolu defterindedir. 2. Murat devrinde de yazılmış olduğu bu defterde belirtilen Köhne(Eski) defterin henüz bulunamadığından eldeki en eski kaynak 30 Nolu Tahriri defteridir. Adı geçen defter de Kozağacı Karyesi(Köyü) Hamit Livası Gölhisar Kazasının bir köyü olarak yazılmaktadır. Tapu Defterleri yazıldığı tarihteki halkın genel durumu hakkında oldukça kıymetli bilgiler veren önemli vesikalardır. Bir köyün, şehrin nüfusunu, etnik yapısını, gelir durumunu ve daha birçok şeyi bu defterlerde görmek mümkündür. 1475 yılına tarihlenen TT30(Tapu Tahrir Defteri) göre Kozağaç’ın adı gösterilmiştir. Defterde köyde o tarihte yaşayan erkeklerin isimleri aşağıdaki gibi gösterilmiştir. Yalnız erkekler kaydedildiği için kadınlar ile çocuklarla ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Köyde tahmini 150 ye yakın bir nüfusun yaşadığı anlaşılıyor.
- Turgut oğlu Hıdır
- Mustafa Oğlu Yakup
- Biraderi Mehmediş
- Mehmediş Oğlu Derviş
- Aşki Oğlu Mahmut
- Alipaşa Oğlu. Kılıç
- Okunamadı
- Musa
- Ali Oğlu Sami
- Biraderi İskender
- Biraderi Mehmediş
- Türkemiş Oğlu Umur
- Ahmet Oğlu (Okunamadı
- Ali Paşa Oğlu Hüseyin
- Biraderi İsmail
- Hamza –Piri Fani (Yaşlı Kişi)
- İmran
- İsa Oğlu
- İshak Oğlu
- İsmail Oğlu Mustafa
- Seydi Ahmet Oğlu İshak
- Yusuf
- Hasan oğlu Umur
- 24-Mehmet oğlu
- Veli oğlu Halil Fakı
- Biraderi Seydi
- Gök Göz oğlu Orhan
- İsmail oğlu Yusuf
- Biraderi Ali
- Biraderi İshak
- Ali oğlu Çoka
- ? oğlu Haseki
- Ali Bey oğlu Haseki
- Biraderi Ali,
- Biraderi Süleyman İ vaz Sinan
- Melik Şah oğlu Hasan
- Melik Şah oğlu Hüseyin
- Paşa oğlu İvaz Şah ( Tezkereli Sipahi )
Yukarıda adı geçen kişilerin 11 tanesi kardeştir. Ayrıca bunlardan 37 ve 38. sırada ki iki kardeş Melik Şah adlı bir sipahinin oğullarıdır. Sipahi: Osmanlı Devletin de 6 asker olup kendisine verilen gelir getirici bir toprak karşılığında belli sayıda askeri savaş anında donatarak askere götürürdü. Ayrıca son sıradaki paşa oğlu İvaz da tezkereli sipahiydi.
Deftere kayıtlı şahısların 17’i Bennak(vergi veren kişi),5’i çift 11’i nim(bir nevi ortakçı),1 Piri fani(yaşlı kişi),2 sipahi oğlu,1’si de tezkireli siphanidir.
Köyde hâsılat olarak buğday ve arpa gibi tahıllar ekilmekte, ağnam(koyun keçi vergisi)ve öşür miktarıda açıklanmaktadır. Genel nüfus yapısı dikkate alındığında Kozağaç’ın 1430’laradan sonra kurulmuş bir köy olduğunu varsayabiliriz. Ayrıca Gölhisar Kazası Yörüklerinin konup göçtüğü yaylak ve korular arasında Kozağacı Yaylası ve korusunun da adı zikredilmektedir.
Bu yazıdan yaklaşık 45 yıl sonra düzenlenen 1522 tarihli 121 nolu Tapu Tahrir Defteri Hamit Livası Mufassılınb da köyde azda olsa belirli bir nüfus artışı olduğu gözlenmektedir. Kayıtlı nefer sayısı 47 kişidir. Hane sayısı 13 ve köyün hâsılatı ise 3015 akçadır. Köy, Gölhisar’dan Mehmet Oğlu Yunus yine Mehmet oğlu Sultan ve Elvan’ın tımarıdır. Yani köyün gelirleri bu adı geçen kişilere aittir. Ayrıca köyde Altı kişi olan sipahi zade(Oğlu) ile On bir kişi dederbentici olarak kaydedilmiştir. Derbentci: Genellikle yolların geçtiği dar ıssız geçitlerde güvenliği sağlayan silahlı kişilerdi. Vergiden muaf olurlar ve görev babadan oğula geçerdi. Aynı sülalenin bu görevi sürdürdüğü sıklıkla rastlanan bir vakadır.
Derbentçiler, daha ziyade Yörüklerden seçilirdi16.Ne yazık ki Kozağacı Derbentçilerin hangi yolu korudukları belli değildir.
O tarih köyde yaşayan kişi isimleri deftere göre şunlardı.
- Durak
- Biraderi Elvan
- Pir oğlu İbrahim
- Behsayiş oğlu Ali
- Biraderi Bali
- Ali oğlu Durmuş
- Biraderi Ahmet
- Gülmüş(?) oğlu Nasuh
- Ahmet oğlu Ekmeleddin
- Biraderi Pirişah
- Beysayiş oğlu Durmuş
- Biraderi İbrahim
- Beysayiş oğlu Mehmediş
- Yusuf oğlu Ali
- Ömer oğlu ŞahNazar…
- Biraderi Hasan
- Derviş oğlu İshak
- Biraderi Behsayiş
- Nasuh oğlu…
- Gülmüş
- Hacı Bali oğlu Ahmet
- Sadık oğlu Behsayiş
- Çolak(Çalık) oğlu Hacı Paşa
- Biradei Ali
- Ömer oğlu Mehmediş
- Durmuş oğlu
- Pir Musa oğlu Halil
- İlyas oğlu Mustafa
- Halil oğlu Hamit
- Biraderi Mustafa
- İsa oğlu Şükrü (Sipahi oğlu)-Derbentciler-
- Veli oğlu Ahmet 38- Biraderi Hıdır
- Said oğlu
- Sultanoğlu Melikşah
- Mehmet
- Biraderi Mürsel
- Yusuf oğlu Malkoç
- Emre oğlu?
- Biraderi Kemal
- ?oğlu Emre
- Biraderi Salih. Köyde Behsayiş(Bahsayiş)isminin çokluğu dikkati çekiyor 16. Asır da Anadolu’da bu ismin epeyce revaçta olduğu kaynaklarda sıkça görünmektedir.
121 Nolu Tapu defterinde, Gölhisar Yörüklerinin yaylak olarak çıktıkları ve hâsılatı 2310 Akça olan yaylalar arasında Kozağacı Yaylası ve Koruluğunun da adı anılmaktadır17
Aynı tarihlerde Turgut adlı birisi Kozağacına bir karbansaray yaptırıp ve bu yapıya 300 Akçalık bir meblağı vakfetmişti18
1560lı yıllardan sonra Gölhisar kazası topraklarına göç yoluyla ya da devletin iskânı sonucunda Yörük taifelerinin yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Köylerin nüfusları eski döneme göre oldukça artmıştır.Örneğin Dirmil’e yakın adı Küçük Dirmil olan başka bir yerleşim yeri ortaya çıkmıştı. Daha sonra Dirmil’e katılıp adı yer ismi olarak türkülere konu olan Dirmilcik bu köydü.
17.Asırda Gölhisar ve köylerinin yoğun bir şekilde yaşanan Suhte olayların ve Cellali isyanlarından oldukça zarar gördüğünü bu cümleden olarak Gölhisar mıntıkasının Deli Cafer adlı celali eşkiyasının kasıp kavurduğunu biliyoruz.
1790 ile 1815 yılları arasında yaşandığını tahmin ettiğimiz ve günümüze intikal eden bir olayın naklini buraya almamız doğru olur. Gölhisar,1700lerden itibaren Dengere ‘de yaşayan Şeyh Hüseyin Oğlu ailesinin güçlenmesine tanık olmuştur.1740’dan sonra kazanın ayanlığını da ele geçiren bu aile, ayanlığın kaldırıldığı 1836 yılına kadar bir derebeyi şeklinde kazayı idare etmişti. Ailenin bilinen ilk büyüğü olan Osman’dan sonra sırasıyla Hüseyin, Hasan, Osman ve Abdurrahman Ağalar ayanlık yapmışlardı19Şeyh Hüseyin oğulları ayanlığın kaldırılması ile etkilerini kaytmemişler. Gölhisar Kazasının zaman zaman müdürlüğünü de yapmışlardı. Son ayan Abdurrahman Ağanın oğullarından Hüseyin ve Osman bila maaş (Fahri)olarak bu görevi zaman zaman üstlenmişlerdi. Şeyh Hüseyin oğlu Hasan gaddarlığı yüzünden sık sık Osmanlı devletince takibe alınmıştır. Çevresinde yaşayan ve azıcık göze batan herkesi bir yolunu bulup yok ederek kendilerine karşı koyacak bir kimse bırakmayan Şeyh Hüseyin oğullarına direnen iki kişi çıkmıştır. Kocağacından kozağaçlı olup ve Anbarcıklı Arapoğlu. Anlatılanlara göre Kozağaçlıoğlu, Şeyh Hüseyin Oğlu’nun kızına âşık olmuş ve kızı kaçırmıştır. O tarihte bu işi yapmanın ne kadar delice bir iş olduğu meydandadır. Nitekim Şeyhler, bu meydan okumanın otoritelerini sarsacağını düşünerek fırsat kollamaya başlamışlar nihayet uygun bir zaman da askeri ile Kozağaçlıoğlunun çiftliğin basarlar. Bütün aramalarına rağmen onu bulamazlar.
Elleri boş geri dönerken en mutemet adamlarından biri şeyh Hüseyinoğlu’na “Yılanı güççükken ezmeli” diye akıl verir. Bu kışkırtma sonucunda geri dönerler. Netice de kaz damına saklanmış olan Kozağaçlıoğlu’nu yakalayıp öldürürler.
18. Asrın son çeyreğine doğru, Kozağacı Köyüne, mühim sayıda bir nüfus yerleşimi olduğuna dair emareler görülüyor. Özellikle Dalaman tarafından, bazı Yörük gruplarının bu köye yerleştikleri anlaşılıyor. Nitekim Kozağacı hakkında bize geniş bilgiler veren 1841 tarihli Hamit Sancağı Gölhisar Kazası Temettuat Defterinin Kozağacı karyesi kayıtlarını incelediğimiz zaman kaza köylerinin hiç birinde görülmeyen Yörük lakaplı hane sahipleri Kozağaç’ında karşımıza çıkmaktadır. Bu görüşümüzü destekleyen başka deliller de vardır. Kozağaç mezarlığında bulunan bazı eski mezar taşları incelendiğinde, Aydın civarından gelen bazı ailelerin köye yerleştiklerini görürüz. Bir mezar kitabesin de şu yazı bulunmaktadır. “Hüvelbaki merhum ve mağfur Aydınlı Şeyh Mehmed’in ruhuna Fatiha ihsan edin 1216 miladi 1801.21
1229ile 1240 hicri(1814-1825 ) yılları arasında Kozağaç dâhil bütün Gölhisar Kazası köyleri Türkemiş Hassı (Hamit Sancağı içindeki Burdur, Karaağaç, tefennima, Siroz, Kemer, Gölhisar, Irlama Yevice yani Yeşilova kazalarının meydana getirdiği ve merkezi Burdur olan idari birim) Voyvodasının zulmünü gördü. Nihayet 1825 yılında bu kaza halkının ve tüm has halkının şikâyetleri İstanbul’dan ciddiye alınmış, yargılanan Voyvoda Kara Osmanzade Bekir Ağa önce İzmir’e sürülmüş daha sonrada alenen idam edilmişti.22
Temettuat Defterleri, bir yerleşim yerinin genel demografik ve ekonomik yapısı hakkında bilgiler veren eşsiz kaynaklardır23. Ancak ekonomik yapı hakkında verdiği bilgiler genellikle ihtiyatla değerlendirilmelidir. Çünkü vergiler bu defterdeki verilere göre toplandığından mal bildirimlerinde hile yoluna gidildiği açıkça belli olmaktadır. Belli bir şablon tüm yerleşim yerlerine uygulanmıştır. Her hanenin mutlaka bir merkebi, bir ineği, iki öküzü görülüyor. Bu sayı değişmez bir kural niteliğindedir. Hâlbuki bazı ailelerin sahip olduğu hayvan sayısı bu sayılardan mutlaka fazla olması gerekir. Zengini fakiri nedense hep aynı sayıda evcil hayvana sahip gözükmektedir.
Kozağaç’ında ekonomik göstergeler incelenirken de yukarıdaki tespitler göz önüne alınarak değerlendirilmelidir. Ancak din duyguları ağır basan ve isimlerinin önünde Hacı ya da Molla sıfatını taşıyan insanların mal varlıklarında, köyün diğer sakinlerine göre oldukça doğru bilgilere rastlanmaktadır. Aşağıdaki tabloda adı geçen defterin 89-112 sayfasından faydalanılarak hazırlanmıştır.
1841 Yılı Temettuat defteri Konya vilayeti Hamit Sancağı Gölhisar Kazası Kozağaç Karyesi (Köyü) ahalisi
| HANEADIMESLEĞİEKİLENEKİLMEYENBAGİNEK VEKOYUNKEÇİÖKÜZDEVEKISRAKYILLIKTARLASITARLASIDÖNÜMBUZAGIKUZUOGLAKCAMUŞTAYBEYGİRKAZANÇDÖNÜMDÖNÜMADETADETADETPOTAK KURUŞ1A.KASIM EFENDİMÜDERRİS30212 282 3702İSMAİL OĞ. ÖMERÇOBAN2031 60502 16003…OSMAN OĞ. FEYZULLAHHİZMETKÂR201012 15704HÜSEYİN OĞ. MÜRSELZİRAATÇI203012 1802 15665Nasuh oğ. Hacı osmanTüccar30412 1802 22346Nasuh oğ. Hacı MustafaTüccar506012400 2 139957Kara Süleyman oğ. İbrahimZiraatçı403012 562 15918Çoban oğ. SüleymanZiraatçı 0 20022 124309Mühürdar oğ. Molla OsmanTacir303012 602 318010Koca fethi? oğ.YusufZiraatçı181813 2 177711Çoban Yusuf oğ. ÖmerZiraatçı202013 2 88012Hüseyinoğlu SüleymanHizmetkâr15151 40113Süleymanoğlu abdurrahmanHizmetkâr 242014Tüfekçioğluhacı BekirZiraatçı151512 2 285115Veli oğ. YusufZiraatçı152012 242 140016Sağır oğ. HalilHizmetkâr121512 3 75017İbrahim oğlu MuhammetHizmetkâr5 71018Camuz oğlu MustafaHizmetkâr 1 101019Yürükalioğlu AhmetHizmetkâr 1 97020Kara derviş oğ. AliÇoban 12 60 154021Tüfekçi oğ. AhmetHizmetkâr3312 3 159022Kara derviş oğ. AhmetHizmetkâr9 12 23Karaali oğ. İbrahimAmele 247524Mustafa oğ. AbdurrahmanTüccar202012 282 411825Halil oğlu molla MehmetHatip4412 30 114026Kara Hüseyin oğlu veliZiraatçı30301 2 256727İbrahim oğlu hasanTüccar404012 2 113728Yörük oğ. AliHizmetkâr181812 2 226729Mahmut oğ. OsmanPazarcı303012 2 1243530Mahmut oğlu hacı süleymanTüccar303011 602 1177431İsmail oğ. MehmetZiraatçı203012 72 160032Ali oğ. Hacı eyyüpZiraatçı192012 2 33Ömer oğ. Osman 34bayındırlı hasan oğ.ismailTüccar203012 1182 1200035Hacı Hüseyin oğ. Hacı YusufTüccar303012 2502 1267236Musa oğ. abdulbakiZiraatçı282812 302 1200037Mustafa oğ. Hızır(Hıdır)ziraatçi181812 382 181738Hüseyin oğ. BekirPazarcı20181 60 1131939Ahmet oğ. Küçük MehmetPazarcı151512 2 2 240040köse Veli oğ. NasuhPazarcı201512 2 1125841Köse oğ. YusufZiraatçi201812 2 115042Mahmut oğ. AhmetPazarcı1 71043Yunus oğ. ÖmerAmele 44Kara Yusuf oğ. AliPazarcı404012 1002 1 45Karameh. oğ.Mehmet AliZiraatçi202012 2 103046Hatipoğhafız Mehmet Efendi 40712 10 95047Musa Oğlu MustafaHİZMETKÂR10 12 28 114048İsmail Oğ. MustafaHİZMETKÂR 1 71049Gülmeaz oğlu ahmetHİZMETKÂR13131 113050Kara Yusuf oğ.hüseyinZiraatçi202012 322 158451Hacı Süly.oğ. Hacı osmanZiraatçi252012 902 2 207552Deve Mehmet oğ. AliZiraatçi151512 2 53Hacı Ahmet hüseyinHatabcı 2 157054Ağa oğ. İsmailZiraatçi151512 362 153755Ali oğ. Hacı ibrahimTüccar 2 137856Veli oğ. AliZiraatçi161612 26 103557Karaali Oğ. AliZiraatçi181812 802 125258Kapısız oğ.HüseyinHizmetkâr151512 2 92059Kenarlı oğ.AhmetZiraatçi252012 682 199260Ekiz oğ.hacı nasuhTecir404012 2562 1350661Emir Hacı oğ. ÖmerZiraatçi151512 2 131262Abalı oğlu oğlu süleymanHizmetkâr 12 71063Kara Ali oğlu yusufİraatçi181812 762 289864Demirci oğlu hasan hüseyinDemirci151512 762 165065Solak Mustafa oğlu ramazanAmele 1 101066Çil Süleyman oğ. OsmanZiraatçi151512 302 103067Gök Mehmet oğ. SüleymanHizmetkâr 1 60 82068Azman oğ. CelilHizmetkâr10 12 87269Koca Hüseyin oğ. MehmetHizmetkâr15 12 602 143370YORÜKOĞ. HACI OSMANZiraatçi 12 342 113471HACI OĞLU HACI AHMETAmele55 2 127072ÖKÜZ OĞLU ÖMER ALİ Hizmetkâr 1 50273HAZİNEDAROĞ. SÜLEYMANHizmetkâr 1 21074EKİZ OĞ. ALİZiraatçi141412 302 108075İBRAHİMOĞLUAHMETZiraatçi161612 2 100076BEKTAŞOĞLU BEKİRZiraatçi152012 602 180077TRAKMUSAOĞ. SÜLEYMANZiraatçi152012 602 111578GÖKÖMEROĞ. OSMANZiraatçi1015 2 502 195879HÜSEYİNOĞ. DEVECİMEHMETHizmetkâr 12 36 90080BÖLÜKBASIOĞ. SÜLEYMANHizmetkâr50401 2 108081TOPALSÜLEYMANOĞ. İBRAHKahveci 1 54082TOPALSÜLEYMANOĞ. MUSTAFAHizmetkâr8812 2 117283ALİ OĞLU MEHMETZiraatçi101012 342 100884ABDULFETTAHOĞ. SEYFİZiraatçi202012 60 244785İMAMOĞLU YUSUFTüccar202012 1802 1339286ALİ OĞLU MOLLA ALİZiraatçi101012 342 158887DANGALÖMEROĞLU OSMANZiraatçi121212 482 130588HASANALİOĞ. AHMETZiraatçi151512 302 174589HACIALİOĞ. HABİBHizmetkâr101012 95090HACI ALİOĞ. MUSTAFAHizmetkâr151012 2 105291SAĞIRALİOĞ. EYYÜPHizmetkâr202012 2 105292CONGALOĞLU MUSTAFA 93KANCAROĞLU ALİKiracı 12 56094SAĞIRHÜSEYİNOĞLUNASUH 12 52395SUHTEOĞLU EYÜPÇoban202012 2 137296VEZİROĞ. ABDULSAMETZiraatçi202012 282 147297EYÜPOĞLU YUSUFZiraatçi202012 562 165898FENDİL(kandil…)OĞLUİBRAHİMZiraatçi202012 2 146599KARAYUSUFOĞLU HÜSEYİNZiraatçi202012 342 1214100KARAYUSUFOĞLU MEHMETZiraatçi161612 602 1315101KÖR(okunamadı)OĞ. YUSUFZiraatçi181812 2 102YUSUFOĞLU NASUHHizmetkâr202012 2 1255103HACI OSMANOĞLU HACIRESULTacir5512 180 2180104KOCAYUSUFOĞ. DURMUŞALİAmele 105TAHTALIOĞ. HACIYUSUFZiraatçi404012 180 13130106KARAYUSUFOĞ. İBRAHİMÇoban 12 2 583107KARAOSMANOĞ. MUSTAFADeğirmenci 11 1563108VELİOĞ. ABDURRAHMANZiraatçi1111122026 1800109SÜLEYMANOĞ. OSMAN 30301 1802 13207110YUSUF OĞ. İSMAİLPazarcı303012 1802 12804111OSMANOĞ. MEHMETZiraatçi141412 2 1033112OSMAN OĞLU HABİBHizmetkâr2 1 760113ÇOBAN HASANOĞ. HALİLZiraatçi17171260 1770114SOLAKOĞ. MEHMETZiraatçi101012 2 1025115HACIHÜSEYİNOĞ. HACI SAİTZiraatçi161012 2 1162 |
| köyün yıllık kazancı 165735 kuruş, ödediği toplm vergi 32829 kuruşa baliğdi yukardaki listede köyün geliri en yüksek kişilerini bir toblada gösterecek olursak |
| Hane NOADIGELİRİ6NASUH OĞLU HACI MUSTAFA 3995 KURUŞ 60EKİZ OĞLU HACI NASUH 3500 KURUŞ85İMAM OĞLU YUSUF 3392 -109SÜLEYMAN OĞLU OSMAN 3207 -9MÜHÜRDAR OĞLU MOLLA OSMAN 3180 -10KOCA FETHİ OĞLU YUSUF 3180 -105TAHYALI OĞLU HACI YUSUF 3130 – |
Tablo incelecek olursa zikredilen bu şahısların çoğunluğunun ziraatçilik yaptığını bunun yanında tüccar ve tacirliğin veye tecirliğin önemli bir meslek dalı olduğunu görürüz tacirlik ve tüccarlığın kozağacın da çok eski tarihlerden yapıldığına böylece öğrenmiş oluyoruz genellikle teke yarımadasından satın alınarak toplanılan (beş kazadan) canlı hayvanlar kozağaçlılar tarafından Gölhisar pazarına kara höyük pazarrıa getirilip başka şehirlerden gelen tecirlere satılır ve böylece oldukça büyük karlar elde edilirdi yakın zamanlara kadar devam eden bu faaliyet anlaşılan deden toruna geçerek asırlarca devam etmiştir.
Dikkati çeken başka bir husus da kozağaçlıların sahip olduğu gerek evcil hayvan miktarı gerekse yıllık gelir miktarı Gölhisar kazasının diğer köyleriyle kıyaslanmayacak kadar yüksek oluşudur yalnız o yıllarda kaza idare merkezi olan dengere köyübu gelire biraz yaklaşmaktadır ayrıca köyün eğitim ve öğretime önem verdiği ve bir medresenin bulunduğu bir nolu hanede bir müderrisin kayıtlı olduğundan belli olmaktadır müderris ve medrese valığı kazadan sadece horzum ve dirmil degöze çarpmaktadır bunun yanında pazarcılar da bir grupturlar demircilik ve kalaycılık zanaatkarlığı bilindiği üzere kozğacının önemli hususiyetlerindendir demircilik o zamanlar da mevcut olduğu anlaşılıyor sayısı oldukça fazla görünen hizmetkarlık meslek grubunu amelelik olarak algılamamak gerekir bunlar daha ziyade hem kendi işini yapan hem de başkalrına ücret mukabilinde çalışan kesimlerdir ancak hiçbir mal varlığı olmayan oldukça fakir kişilerin de olduğunu fark ediyoruz kozağacının eski sanatlarından olan dokumacılığın kayda geçmemiş olması dikkat çekmektedir.
Hicri 1270 (1854) yılında kozağaçla birlikte Gölhisar kazasının bir çok köyünde şiddetli kuraklık yaşandığını ve kıtlık baş göstermesiyle ilgili yaşanan zorluklara Konya vilayetine gönderilen arzuhallerden anlıyoruz.
Hicri 1270(1852) yılından itibarenyine aynı bölgede geçmişi epey eskilere dayanan eşkiyalık hareketleri tekrar hortladı her yanı kasıp kavurmaya başladı beyköylü hayta namında birisi de dağa çıktı madanoğulları ailesi onlara yardımda bulunuyordu ali ile kahırman yazır ve hasan paşa muhtarlarını öldürerek etrafa dehşet saçtılar gölhisara Konya ve menteşeden zırhlı askeri süvariler sevk edildi uzun mücadeleler sonucunda hassa ordusu binbaşlarından ali ağa marifetiyle 1278 (1860) yılında eşkiyalar ya öldürüldüler ya da yakalandılar Gölhisar halkı Konya Isparta burdurdaki devlet makamlarına teşekkür nameleri gönderdi 1290 (1872) miladi tarihli devleti aliyeyi Osmani Konya vilayet salnamesine göre burdur sancağı Tefenni kazasını Gölhisar nahiyesi kozağaç kariyesi 123 hane ve 282 nüfusludur aynı salnamede anbarcık 44 hane yazır 66 hane çavdır 39 hane dengere 162 söğütün 59 hane olduğu belirtilmektedir.
Köydeki nüfus artışının 1841 yılında 115 hane iken 1873 yılında da 123 haneye çıkmasıyla normal seyrinde devam ettiğini görmüş oluyoruz asıl bu tarihten sonraki nüfus artışı göze batıcıdır 1896 tarihli Konya vilayati salnamesinde kozağacının hane sayısı 203 nüfusu ise 1000 kişidir daha önce yapılan sayımlarda kadınlar sayıma dahil edilmediğ için bu artışın olduğu ileri sürülsede bu zaman diliminde kozağacın dışarıdan göç aldışğını düşünmek mümkündür özellikle bazı Yörük ailelerinin köye yerleştikleri biliniyor26.20.Yüzyıl ilk çeyreğin de bu yerleşmeler devam etmişti.örneğin köye Hayta(Saçıkaralı) Yörükleri yerleşmişlerdir.
Kozağaç mezarlığında bulunan eski mezarlar:Mezarlıkta bulunan kitabeli eski mezarların köy tarihine ışık tutacağını düşünerek ele almak gerekiyor.Ne var ki mezarlığın tam bir taramadan geçtiği söylenemez.Kitabelerin bazılarının mermer taşa hak edilmiş,bazılarının ise köveke taşı denilen yumuşak taşlara sert bir cisimle kazınmış olduğu görülüyor.Tarih sırasına göre sıralayacak olursak:En eski tarihli taş Hicri 1185 yani Miladi 1772 yılına ait Süleyman ‘oğlu Osman’a ait mezar taşıdır.1214(Miladi 1779)Ali oğlu Hüseyin’nin taşında:Ey ihvan ziyareti kabirden murat hemen duadır.Bu gün bana ise yarın sanadır”yazmaktadır.Aynı tarihli başka bir taş iseİsmail oğlu Mehmet’indir.
1216 HİCRİ (Miladi 1801 )taş; Hüvel baki merhum ve mağfur Aydınlı Mehmet’in ruhuna Fatiha ihsan edin…
Taşların en sanatkare olanı Hicri 1231(1816)yılına ait olan Kuşçu oğlunun kız Düriye’nin mezar taşıdır.Mermer olup ve diğerlerine göre oldukça güzel bir yazıyla yazılmıştır.1245Hicri(1829)li taşın sarıklı olması köy de yetişmiş bir ilim ehline ait olduğunu düşündürmektedir.Yazısı şöyledir“Ziyaret den murat hemen duadır.
Bu gün bana ise yarın sanadır
El merhum vel mağfur El Hacı İbrahim Efendi bin (Oğlu)Muhammet(Mehmet)Efendi rahmetullah aleyh ruhuna fatiha
1251 hicri(1835)yılı mezar bir taşında yalnızca Sipahioğlu yazısı okunabilmektedir.
Başka sarıklı bir mezar taşı Hicri 1268 yılı Hacı Yusuf bin (Oğlu) Yusuf’undur.
Yukarıda bahsettiğimiz Ekiz oğlu Hacı Nasuh’un kitabesi de mermer üzerine yazılmıştır tarihi 1279(1863)’tür.
Ekizoğlu HacıNasuh’un Kozağaç Mezarlığında Bulunan Mezar Taşı
1297 tarihli başka bir mezar taşı daha mevcutki o da İbrahim Efendi zirvesindedir.20.yy Kozağaç’ıntüm Anadolu köyleri gibi insanın savaş vekıtlıklar sonucu bir o yana bir bu yana savrulduğu yüzyıldır.1.dünya savaşı arkasından İstiklal Harbi.Sayısız Kozaağaçlı genç erkeğin cephelere gönderilip geri gelmediği ,kaybolup gittiği zamanları bugün hatırlayan hemen hemen kimse kalmamıştır.Askerliğin Kozağaçlı için ayrı bir anlamı olduğu,onların asker uğurlama törenlerini görenler bilirler.Bir Kozağaç türküsünde şöyle dizeler vardır;
Asker olduk çentelerimiz dikildi…
Dikildi de bellerimiz büküldü…
Analar babalar Kalkamak’tan döküldü..
Ağlamayın analar,ağlamayınbabalar biz gene geliriz…
Gelemezsek de vatan yoluna kurban oluruz.Biz de vatan yolunda kurban olan Kozağaçlıları tespit etmeye çalıştık.Aşağıda bulunan isimlerin dışında mutlaka başka şehitlerimiz de vardır.Örneğin Yemen’e gidip geri dönemeyen çok sayıda ki şehidin var olduğunu biliyoruz hatta birkaç kardeşin birden Yemen’de kaldığını bugün bile bilenler vardır.Resmi kayıtlara geçmiş şehitler tabloda gösterilen zevattır27.1kişi dışında diğer 15 kişi çanakkale deşehit düşmüştür.
KOZAĞAÇLI ŞEHİTLER
Savaş Cephe Lakap Baba adı Adı Sınıfı Rütbe Doğum yılı Ölüm tarihi
1.dünya harbi çanakkale-Emin Ahmet Piyade Er 1297 19.07.1915
1.dünya harbi çanakkaleBektas oğullarımusaAhmetpiyade Er 1296 19.09.1916
1.dünya harbiçanakkale-Hasan Ali piyade Er 12951915
1.dünya harbi çanakkale Çürükoğulları DURMUŞ İbrahim piyade Er 128905.03.1916
1.dünya harbiçanakkale İbrahimEminpiyade Er130204.02.1916
1.dünya harbiçanakkale HasanHacı Ömerpiyade Er130023.03.1915
1.dünya harbiçanakkale HimmetNasuhpiyade Er130212.03.1915
1.dünya harbiçanakkaledemircioğullarıMustafaNasuhpiyade Er129210.05.1915
1.dünya harbiçanakkale MustafaNafizpiyade Er129210.05.1915
1.dünya harbiçanakkale NasuhOsmanpiyadeonbaşı129522.03.1915
1.dünya harbiçanakkaleHacı Ahmet oğullarıhasanÖmerpiyadeEr130123.03.1915
1.dünya harbiMeşhur 57. alay eri hasanSüleymanpiyadeEr130530.01.1916
1.dünya harbiMeşhur 57. alay eriYakupoğullarıYakupMustafapiyadeEr12971918
1.dünya harbiMeşhur 57. alay eriBinbaşıoğullarıMusaAhmetpiyadeEr129631.03.1905
1.dünya harbiMeşhur 57. alay eriKoca İbrahimoğlu İbrahimpiyadeEr12941917
1.dünya harbi Sakarya Mehmet Mustafa piyade Er 1310 29.08.1920
Kozağaç’ın yakın tarihine damgasını vuran kişilerden olan, Rıza Bey (Onur), Nuri Hafiz(Turgut), Nuri Göker(Ala Nuri-Belediye Başkanı), Mehmet Çelik (Yörüğün Mehmet Belediye Başkanı)’in adlarını anmadan geçersek Kozağaç tarihini eksik bırakmış oluruz.
Rıza ONUR: İl Encümen üyeliği yapmış, şahsiyeti ile kendisini tanıyan büyük küçük herkesin saygısını kazanmış ve Kozağaç’ın yakın tarihine damgasını vurmuş bir insandır.
Nuri HAFIZ:Esir kaldığı Yemen’de Kuran-ı Kerim hıfz ederek hafız olmuştur. Kozağaç gibi mizaç olarak son derece sert ve asabi insanların yaşadığı bir yerde, çevresinde inanılmaz bir sevgi saygı halesi oluşturmayı başarabilmiş bir zattır. Öyle ki: Kazara yolu kahvelerin yakınından geçtiğinde görüldüğü anda tüm kahve halkının ayağa kalkarak o geçinceye kadar oturmadıkları oyun oynamadıkları çok görülmüştür. Mısır’da tahsil görmüş son derece değerli bir alim olan Çaltılarlı’İbrahim Efendi onun için ‘’Ahlakı ile de hafızdır. Böyle bir insanı İstanbul’dan beride zor bulursunuz.’’ dediği anlatılır.
Nuri GÖKER :Belediye başkanlığı yapmış girişimciliği ve ileri görüşlülüğü ile herzaman takdir toplamış, çevresine getirdiği yeniliklerle hatırlanacaktır. Memleketimiz de bu yönüyle ender yetişen bir şahsiyettir.
Sonuç olarak her yönüyle dikkat çeken bir beldemiz olan Kozağacını tarihi seyri içinde incelemye çalıştık. Son derece haraketli bir nüfusa sahip oluşu, çevresine göre zanatkar insanların bolluğu, ticaret erbabının adeta bir sınıf oluşturması dışardan göç alan ve dışarıya göç veren yapısıyla, sahip olduğu müzik kültürüyle ayrıca girişimci insan varlığı gibi özellikleriyle Kozağaç sosyolojik araştırmalara konu olabilecek bir zenginliğe sahiptir. Tarihi hakkında bildiğimiz kadarıyla bu ilk çalışmalardır. Umudumuz son olmayıp yeni arşatırmalarla devam etmesidir.
